Merhaba! 326 numaralı odaya hoşgeldiniz.

Hüviyet

Oda Sakini: allieontherun [İletişim]
Gerçek İsmi: Allie
Cinsiyeti: Kadın
Doğum Günü:
Odaya Taşındığı Tarih: 25/05/15
Website: http://arvines.deviantart.com
Ask.fm:
Twitter:
Facebook:
Wattpad:
Betalık Yapıyor Mu?: Hayır
Ortalıklarda Göründüğü Son Tarih: Uzun Zaman Önce, Çok Çok Uzak Bir Galaksiden

Yazar Performansı
Bu Ay
: 0 kelime
Toplam: 5591 kelime

Duvar

Çok da ilginç bir insan değilim bence. Ama bazen deli cesareti beni vurur ve ilginç şeyler yaparım. O zaman hayat güzel oluyor, diğer zamanlardaysa eh işte.


Neyse. Adım Allie, gerçek adım değil ama Almanya'dakiler gerçek adımı anlamakta güçlük çektikleri için bana Allie derler. Gerçi, o kadar da zor değil adım. Ha evet, Almanya'da yaşıyorum. Ama orda doğan Türklerden değilim. Doğum yerim İstanbul'dur, ama beni İstanbul'a götürüp koysanız kaybolurum. Hiç bilmem. Antalya'da büyüdüm ben. İstanbul'u da bir türlü sevemedim, halbuki benim gibi genç insanların hep çılgınlıklar yapmak istediği bir yer. Ben İstanbul'da yaşamaktan zevk almayacağımı düşünürüm hep. Metropol şehirlerden pek hoşlanmıyorum. Dolayısıyla imkanlar da elverirken pılımı pırtımı toplayıp Avrupa'ya gitmeyi tercih ettim. Neyse, zaten ruhumun yaşlı bir kadınınki gibi olduğunu biliyordum. (Adventure Time desenli taytlar giyip, rengarenk çorapları dizine kadar çeken yaşlı bir kadın.)


Özetle, son bir senede her nasılsa Almanca'da orta düzey seviyeyi bitirmeyi, hatta kabul edildiğim portfolyo mülakatında, portfolyomun %80'ini Almanca (%20'sini İngilizce) sunup bir sanat okulunda İllüstrasyon bölümüne kaydolmayı başardım.


Dediğim gibi, deli cesareti beni vurduğunda ilginç olabiliyorum.


Yeni diller öğrenmeyi seven, başucunda sözlük bulunduran ve bir kelimenin anlamını unuttuğunda deliren, yabancı dilde konuşmayı gurur meselesi yapan bir insanımdır. Şu ana kadar İngilizce ve Almanca öğrendim, bir sonraki hedefim Japonca'dır. Ne zaman vakit bulsam da öğrensem diye kafa patlatıyorum. Sanki ömrüm o dili ve üç alfabesini öğrenmeye yetecekmiş gibi. Neyse, hayatta pozitif olmak lazım en azından herkes böyle söyler.


İllüstrasyon ve animasyon ilgimi çeker. Kendimi sanatın bu yönüne adamaya karar verdim çünkü hala müzelere gidip sanatçı triplerine girmeye çalıştığımda esniyor ve bu da mı sanat diyorum. Sanatı asla anlayamayabilirim yani. Bir sanatçı olarak geleceğim şu ana dek pek parlak gözükmüyor sanırım.


Hayır hayır, benim sanattan anladığım şey karakterler ve hikayeler yaratmak, karikatürler, çizgi romanlar/mangalar çizmektir. Yazmayı ve bir yandan da kendi karakterlerimi çizmeyi seviyorum. Resme daha sonradan girişmiş olsam da, resim üniversite sebebiyle daha öndedir yazmaktan diyebilirim. Bu kadar vakit alan (özellikle yazmanın ne kadar fazla vakit aldığını siz bilirsiniz) iki hobiye sahipken asosyal olmamak zor. Eh, Tanrıya şükür ki o özellik de bana bahşedilmiş.


Kısacası, asosyalim, resim çizerim, fanfiction (özgün bir şey henüz yaratamadım ne yazık ki) yazarım, deli gibi kitap okurum. Asosyal olmam durumumu kolaylaştırmıyor ama bu durumdan şikayetçi olmayı 12. sınıfın 2. döneminde falan bırakmıştım. Yalnızlığı seven bir insanım bu kadar basit.


Neyse buraya yazdıklarımı okumaya geldiniz sanırsam.


Dahil olduğum fandom lara gelirsek... Bu sitedeki insanlar kadar Potterhead olduğumu söylemek isterdim fakat, o seriyi internette hala kral oyunda falan takılırken okuyup bitirdiğimden dolayı, fandoma bir türlü girememişimdir, dolayısıyla yalan söylemek istemem. Büyük ihtimalle de fanfictionlarım arasında bir HP fanfiction'u bulunmayacak. Şu ana kadar da hiç yazmadım zaten. Ama Harry Potter hakkında neyi sorsanız bilirim o ayrı konu. Potterhead'lerle Potterhead muhabbetlerini gayet güzel yaparım.


Çok geçmeden anime denen bir şeyi keşfettiğim için kafam onlara kaydı. HP fanfiction'ları yerine Naruto, Fairy Tail fanfiction'ları yazdım durdum. Fruits Basket, Rurouni Kenshin, Attack on Titan da delisi olduğum animelere dahildir. Resim çizmekle de animeler sayesinde tanışmışımdır zaten. 


Onun dışında animasyon filmlere bayılırım. Favorim Rise of The Guardians. William Joyce çok yaratıcı bir insan idollerimden biri.


Neil Gaiman ve Tim Burton'ün orijinallikleri de örnek alınacak seviyede.


Ha birde Game of Thrones'suz bir ben olamaz. O koca kitapları nasıl oldu da devirdim bilmiyorum ama yaptım işte. 


Kralkatili Günceleri'ne (Rüzgarın Adı ile başlayan seri) de bayıldım ayrıca. Patrick Rothfuss şu ana kadar kendimi en yakın hissettiğim yazar. Kendiminkine bu kadar benzeyen bir yazım stili daha okumamıştım.


Falan filan.


Kendimi tanıtımda yazdığım "ilk draft" olduğu için uzatmış olabilirim. :) Aklıma gelmeyen şeyler de olabilir şu an vaktimin kısıtlı olduğu bir anda yazıyorum. Yeri geldikçe düzeltirim. En aktif olduğum site olan deviantart'ım ı da ziyaret edebilirsiniz. :)


[Bildir]


allieontherun Serileri [0]
allieontherun Yorumları [0]
allieontherun Yarışmaları [0]
allieontherun Favorileri [1]

Kenkaya

allieontherun

Kenkaya
allieontherun

Before he adressed Kinniku Sho; the most dangerous kenkaya of Tokyo, Zanza smirked. One could sense his eagerness to fight, to be soaked in blood, to win. But what made that smirk so famous and so dangerous was , one could also see that Zanza was angry. That dark smirk of his, it was the only smile he had.
-
Sagara Sanosuke, also known as Zanza, is Tokyo’s number one fighter-for-hire who wants nothing more than to fight his entire life. How does a young man cope with the dirty underworld of Japanese mafia and other dangerous people? And what happens when he meets Hakubashi Saika, a determined female vigilante? Will they be able to team up against their enemies or will the dark world of Sanosuke swallow them both?
  
Rurouni Kenshin • PG • 2 Yorum

Ana Karakterler: Sanosuke Sagara
Etiketler: Dark, Aksiyon
Dil: English
Beta: | Artist:
Seri:
2 Bölüm | 5591 Kelime | 7 Kere Okundu
06/06/15 Tarihinde Yayınlandı | 05/07/15 Tarihinde Güncellendi
Devam Edecek
[Okuma Listene Ekle] [Bildir]