Yorumlar: Papatya

Yorumlayan: ladyrowena
Tarih: 09/12/16 10:49
Bölüm: Bölüm 01: papatyanın hapishanesi
Beğendim

Gerçekten her açıdan olmuş bir hikaye. Oldukça akıcıydı kesinlikle sıkmadı baymadı. Anlattığın her duyguyu okurken yaşadığımı söyleyebilirim. Deneyin dehşetini ve iğrençliğini yansıtabilmen en beğendim yer oldu. Hikayeden akan Frankestein etkisi beni gülümsetti. Ayrıca kitaplardan sözler ezberliyor olman çok güzel bir özellik çok hoşuma gitti.  

Ellerine sağlık en kısa zamanda devamını okuyacağım.

.



Yazarın Cevabı:

Yorumunu gördüğümde -kısmen günlük hayatım çok yorucu bir hâl aldığı, kısmen de ilhamımı bir parça kaybetmiş olduğum için- Papatya'ya ara verip vermemek hakkında düşünüp durduğum bir dönemdeydim ve sayesinde birilerinin yazdıklarımı okumaktan zevk aldığını ve bu hikâyeyi ne kadar çok sevdiğimi hatırladım *-* Kendimi yeniden enerji ve ilhamla dolmuş hissediyorum, teşekkür ederim^^



Yorumlayan: globbels Onaylı Yazar
Tarih: 12/08/16 07:43
Bölüm: Bölüm 05: kötü adamlar
Beğendim

Selam ^^ 

Bu hikayeyi özlemişim yaa sonunda yeni bölümü geldi *-* evet bayagi merak ediyorum yeni bölümü umarım çabuk gelir ama sen de bendensin yaa :') yeni bölüm yazınca gelir eh gelmesi için yazmak yazmak için de oturmak gerekir ki başına oturmak da o kadar kolay değildir * ben niye bu kadar uzattım hiç sorma '-'* ehem seni burada da görmek güzeldi :) eline sağlık arada birkaç pürüz olduğu dogrudur ama çok da rahatsız etmedi yorma sen kafanı.  ;) eline sağlık demiş miydim :') :') şimdilik kendine iyi bak o zaman :) yeni bölümde papatya ve senle tekrardan bulusmak dileğiyle ;)



Yazarın Cevabı:

Biraz geç oluyor ama selam :')

Yorumunu gördükten hemen sonra cevaplamak istemiştim ama bilirsin, erteledikçe erteleniyor ve istemsizce unuyorum... Gerçekten de başına oturmak çok zor, saatlerce sırt ağrısıdır, boyun ağrısıır, hafifçe seni dürten açlık derken tüm olumsuzluk yazma şevkimzi kaçırıyor... Özellikle de saatler süren emeğimizi okuyan kişilerin neler düşündüğünü bilememk ve yorumlar için süren o tedirgin bekleyiş... Yazmak bütün bunlara rağmen hala güzel geliyorsa bir daha bırakamayız zaten... Benim çenem düştü yine *-*

Pürüzleri hızlıca düzelttim, umuyorum ki hiç kalmadı. Ayrıca seninle hikaye evi'nde yine aynı kütüphanede gezinmek beni çok mutlu ediyor, Rüzgarın Çocukları'nda yüklediğin bölümler biriktiğine göre bir süre yeni bölüm endişesi duymadan şimdi okuyabilirim sanırım :') Çoğu yazardan daha üşengeç oluşum yüzünden yeni bölümleri hep geciktiriyorum, bu kötü bir huy sanırsam... Konudan konuya atladım ama biraz da yorgunluktan sanırım... Papatya'nın yanında yazmaya çalıştığım başka bir hikaye var, ilk bölümünün üçte biri kadarını hallettim gibi ve bu kadarı bile klavyenin üzerinde uyuma isteği uyandırıyor bende *-*

Sen de kendine iyi bak, hava sonbaharın gelişiyle iyice dengesizleşmeye başladı, yeni bölümde buluşmak umuduyla :') Desteğin için çok teşekkür ederim :')



Yorumlayan: Atalente Praetorium
Tarih: 03/08/16 19:04
Bölüm: Bölüm 04: hastalıklı ya da şairane
Beğendim

Selam! İki bölümü üst üste okudum ve artık iyice hikayenin içine çekildiğimi hissediyorum-hala çok fazla bir şey anlayabilmiş olmasam da. Papatya'nın final deneği olduğu deneyin ayrıntılarını gerçekten çok merak ediyorum, anladığım kadarıyla Papatya'da yetiştirilişinin ve psikolojisinin yanında somut olan birtakım olağanüstülükler de var, vücudun kendisini tamir etmeye başlaması gibi, ama henüz neler olup bittiğini hiç çözebilmiş değilim. Ve gerçekten, o ne absürd bir olay yeri inceleme ekibi öyle, James'e epey hak veriyorum, ki kendisi de bana pek öyle sağlam kumaş gelmedi. Papatya'nın Emily'nin elini tuttuğu sahneyi ayrı bir sevdim, çok ince, çok güzel bir sahneydi <3 Ve tabii ki, Rose'la el ele tutuşup kaçışları...

Ama belirsizlikler artmaya devam ediyor, karakterler iyice otursa ve olaylar ilerlese de. Mesela ben Rose'un nerede kaldığını, Papatya'nın nereye gittiğini de tam anlamadım, işin aslı tam olarak ne yapmak istediğini de. Ama cümleler, ayrıntılar, betimlemeler, düşünce akışları gerçekten çok başarılı. Herhangi bir romanı okur gibi okuyorum, tamamen profesyonel bir tarzın, bilgi birikimin ve yazımın var :3

Bu arada, dünyanın hangi zamanındayız? Ne kadar gelecekte?

Devamını bekliyorum, ellerine sağlık, bol ilhamlar ve güzel günler!!!!

PS: Rose Papatya'yla ilgili anısını hatırlamıyor ama onunla ilgili bir şeyleri hatırlıyor, bunlar onu gördüğünde mi geldiler yoksa sadece bir tür içgüdüylle mi hareket ediyor?



Yazarın Cevabı:

Selam :) Öncelikle yorumun için teşekkür ederim, olayların biraz karışık olduğunu biliyorum ama bilgilendirme katoloğu gibi birden her şeyi açıklamak akışı bozacağından bilgileri konuşmaların arasına sıkıştırmayı tercih ediyorum. Umarım çok dikkat dağıtıcı olmuyordur... Papatya'nın birçok konuda dünyayı insanlardan farklı algıladığını anlamışsındır; daha iyi görüyor, daha iyi duyuyor, içgüdüleri daha çok körelmiş ve hareketlerini önceden çok iyi tartıyor yani asla yara alaak şekilde dövüşmemeye çalışıyor, gösteriş veya gurur onun için pek önemli değil. Bunların hepsinin bir sebebi var elbette ve Rose ile birlikte öğreneceğiz sanırım :) Ve evet, araştırma ekibimiz biraz tuhaf, aralarında en sağlıklı düşünen kişinin kim olduğunu fark edince muhtemelen çok şaşırırsınız *-* Dediğin gibi her şeyin oturması için daha çok çalışacağım, tembellik edip yazmayı ertelemeye son verirsem çabucak yeni bölümlere kavuşacağız sanırım *-*

Zamana gelirsek... Deney 2079 yılında ilk kez hayata geçiriliyor ve biz 2102 yılının sonlarındayız sanırım ama dünya çok fazla ilerlemedi çünkü patlak veren savaştan dolayı bilime yapılması gereken harcamalar kesildi ve silah sanayisi desteklendi, savaşın ardından da ülkelerin toparlanması için bütçe yeniden yapılandırma ve sağlık-eğitim gibi alanlarda harcandı, aciliyeti olmayan araştırmalar son verildi yani uçan arabalar yerine azalmış bir dünya nüfusu ve çarpık kentleşmeyi terk etmek için şehrin yeniden yapılmamış kısımlarını inşaat bölgeleri gibi kapatmış ülkelerimiz var .-. Gerçi birçok yerde durumlar çok daha kötü ama şu an olaylar oldukça önemli bir metropolde geçiyor yani savaşın etkileri çok az hissedilmiş ve halkın refah seviyesi yüksek olduğundan insanları dış dünya haberlerine karşı biraz duyarsız.

Rose içgüdüsel hareket ediyor ama aslında korkunç derecede mantıklı bir insan. O sırada kaçıyor ya da olanları düşünmeyi reddediyor olsa bile yerinde bir başkası olsaydı muhtemelen o kapı eşiğinde dikilmeye devam eder ve neler olduğunu anlamaya çalışırdı,gelecek olan tehlikeyi sezemezdi ya da bu tehlikeyi peşinden sürüklemeyi göze alamazdı. Etrafında meydana gelen olaylar her ne kaar saçma ya da mkansız görünürse görünsün Rose hareketlerinin sonuçlarını kabul edecek ama aciliyet sırasını izleyecek bir karaktere sahip -ki bu onu benim tam tersim yapıyor. Korkunç derecede panik biriyim...

Kendine dikkat et lütfen,bol ilhamlar ve iyi akşamlar *saatin dokuza geldiğini fark etti*

Bir sonraki bölümde grüşmek üzere :)



Yorumlayan: Atalente Praetorium
Tarih: 26/07/16 20:00
Bölüm: Bölüm 02: beyaz olmayan bir şehir
Beğendim

Selamlar! Papatya'nın neler yaşamış olabileceğini aşağı yukarı tahmin ediyordum, en azından hikayenin sezdirdiği ana hatlarıyla, ama bunlara dair somut bir şeyler okumak çok iyi oldu. Papatya'yı kafamda doğru ayrıntılarla oluşturmak istiyorum, onu anlamak istiyorum, bütün bu deneyin nedenini nasılını öğrenmemizden önce, o yüzden anılar çok yerindeydi. Ayrıca o derse bayıldım, konuşmanın evde devam edecek kısmını da sabırsızlıkla bekliyorum.

Emily Papatya'ya ismini veren o küçük kız değil mi, yanlış anlamadım? Rose'un da hikayedeki psikolojik destek, olayları deşip çözecek unsur gibi bir şey olabileceğini düşünüyorum. Gittikçe daha heyecanlı bir hal alıyor.

Bakalım, bakalım, daha neler olacak... Karakterlerin detaylanmasını, kurgunun gelişmesini hevesle bekliyorum, bir dahaki bölümü de öyle. Çok güzel gidiyor <3

Ellerine sağlık <3



Yazarın Cevabı:

Selamlar :)

O küçük kızın Emily olması... Bu bölümü yaklaşık bir-iki ay önce okumuş olan bir arkadaşımla konuşurken o da aynı şeyi düşünmüştü ama değil *-* O zamanlar Emily daha doğmamıştı bile sanırsam. Zamanı tam olarak belirtmediğimden böyle sanmanız normal. Önceden planlamasam da böyle sanılmasına sevindim aslında. Üçüncü  bölümü okurken muhtemelen anlarsınız ama o kız Rose :) Gerçi bunu hatırlamıyor. Onunki laküner amnezi sanırım yani belirli bir olaya yönelik hafıza kaybı. Bu konuda çok bilgim yok yani ne kadarının psikolojik ne kadarının fiziksel olduğunu bbilmiyorum ama detaylarını belirtmeden önce elimden geldiğince araştıracağım. Ne tür bir hafıza kaybı olduğundansa neleri unuttuğu daha önemli olduğundan kitapta çok fazla ayrıntı yer almayabilir ama yine de okuyucların kafasında soru işareti bırakmak istemem :3

Yorumlarınla bana destek olduğun için tekrardan teşekkür ederim, devamını bekleyen birilerinin olduğunu bilmenin yazma isteğimi ne kadar arttırdığını anlatamam :)

Kendine iyi bak lütfen, ayrıca bol ilhamlar :)

P.S. Derste bahsi geçen psikolojik deneyi gerçekten de Dr. Kevin Dutton anlatıyor. Big Think adlı bir programda bunun hakkında konuşmuştu diye hatırlıyorum. İlgini çektiyse benim anlatımımda hatalar  olması ihtimaline karşın orjinal konuşmasını dinlemeni öneririm :) Bu konuda zamanında araştırma yaparken çok zevk almıştım ama araya giren sürede biraz paslanmış olabilirim :)



Yorumlayan: Atalente Praetorium
Tarih: 24/07/16 18:59
Bölüm: Bölüm 01: papatyanın hapishanesi
Beğendim

Kitap seçiminde olsun, burada olsun, hikayelerde en çok ilgimi çeken şeyler: karanlık kurgular, gizemli ayrıntılar, karanlık ve iyi çizilmiş karakterler, distopya havası, deneyler-sıradışı çocuklar-delilik... Papatya(gerek karakter olarak, gerek hikaye olarak) hayran olmak ve heyecanlanmak için aradığım her şeye, her şeye sahip. Anlatımını ayrı, betimlemelerini ayrı sevdim. Özellikle Papatya'nın saçlarını betimlediğin kısmı ve ses kayıtlarının olduğu bölümü... Kurgunun sağlamlığını hissetmek için o ilk paragrafı okumak yetti gerçekten.

Baştaki alıntının çağrışımının da etkisi olabilir, ama Papatya bana bir parça Frankenstein'ı hatırlattı, belki hatırlatması da gerekiyordur. Zamanın ucunu yakalamak gerçekten biraz zor oldu ama bu da bütün o bilinmezliğin bir parçası gibiydi, hatta biraz ben kendim, bilinçli olarak zamanları karıştırmak istedim kafamda. Çok beğendim gerçekten, devamını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum, eminim düğümler çözülmeye başladıkça çok daha güzel olacak. Ellerine sağlık, gelecek bölümde görüşmek üzere!!



Yazarın Cevabı:

Böyle düşünmene gerçekten çok sevindim, normalde yorumlar ya da bölüm sonu notları söz konusu olduğunda çenem düşer ama şu an sadece aşırı mutluluğumu bastırmaya çalışıyorum :') Teşekkür ederim, gelecek bölümlerde görüşmek üzere! :')

Ah, ve de kendinize iyi bakmayı unutmayın lütfen *-*



Yorumlayan: Ivanka Majalis
Tarih: 24/07/16 16:42
Bölüm: Bölüm 01: papatyanın hapishanesi
Beğendim

Merhaba, galiba önceden tff'de yayınlıyordun ama orada dikkatimi çekmemişti nasılsa. Gerçekten uzun süredir beklediğimi aklımdaki kurgu bu çok ama çok beğendim. Anlatımının çekiciliği ise apayrı zaten benim için :)

Merak ettiğim şey, büyük ihtimalle ileriki bölümlerde ortaya çkacak ama, Papatya'nın tam olarak ne için yaratıldığı. Mükemmel insanı oluşturmak için mi, yenilmezlik için mi? Bunu düşündüm sürekli. Betimlemelerini de sevdim. Özellikle o gözlerdeki deliliği düşünmek, etkiliyor.

Frankenstein'dan alıntı yapmışsın, bir süre önce aldığım ve henüz bir kısmını okuyabildiğim bir kitap. Gerçekten çok ilgi çekiciydi. Bundan yola çıkarak birkaç ortak noktamız olduğunu söyleyebilirim :) Sohbetimiz olur umarım bir ara.

Biraz resmi gibi olmuş yazdıklarım, olsun. Devamının gelmesini bekliyorum :) 

Live Long and Prosper.



Yazarın Cevabı:

Merhaba :) Beğenmene gerçekten çok sevindim :)

Normalde gelecek bölümlerden spoiler vermeyi pek tercih etmem ama sen benim Hikaye Evi'ndeki ilk canlı okuyucumsun yani... (Dürüst olmak gerekirse okunma sayısı gibi şeyleri pek takıyor sayılmam ve sadece okuyucularla sohbet etmek için paylaşıyorum bile diyebiliriz. Biliyorum biraz tuhaf ama başka insanların karakterlerimi sevip onları, bir parça da olsa, kendi gerçekliklerinin içine kabul etmeleri beni çok mutlu ediyor.) Sorunu cevapsız bırakmayacağım :)

Papatya, insanlığın tabularıyla beslenen bir silah olmak için yaratıldı diyebiliriz. Onu tasarlayanlar insan türünün evrim geçirip tanrısallaşmaya yaklaşmasını istedi, üretilmesi için destek çıkanlar da yenilmez bir ordu. Bir iki şey ters gitti, kader biraz dalga geçti ve şans da buna karşı çıktı. Yani ne tam olarak mükemmel insanı oluşturmak ne de yenilmezlik için. İleride tam olarak açıklanacağı için daha net bir cümle kuramadım ne yazık ki... Çok can alıcı bir noktaya değinmişsin :)

Frankenstein çok hevesle aldığım, ilk başta okurken tereddüte düştüğüm ama sonrasında kendimi kaptırdığım bir romandı. Yazarlıkta cinsiyet ayrımcılığının terk edilmesinde büyük bir katkısı olmuştur sanırım :) Başka konularda da sohbetimiz olur umarım.

Yeni bölümü bu gün içerisinde bile yükleyebilirim sanırım .-. Sabırsız doğam yüzünden... Kendine iyi bak :)



Sonuç yok.
Yorum yapmak için giriş yapmalısın. ()